Galata Kulesi, İstanbul, Türkiye’de geçmişi 14. yüzyıla kadar uzanan tarihi bir simge yapıdır. Cenevizliler tarafından bir gözetleme kulesi ve o zamanlar Konstantinopolis’ten ayrı bir şehir olan Galata semtindeki kolonilerinin sembolü olarak inşa edilmiştir. Orijinal adı Christea Turris (İsa’nın Kulesi) olan kule, 66,9 metre yüksekliğiyle o dönemde şehrin en yüksek yapısıydı. Kule, konik bir çatıya ve dairesel bir şekle sahip olup tabanda 16,45 metre, üstte 8,95 metre çapındadır. Kule bodrum, zemin kat ve asma kat dahil 11 kattan oluşuyor.

Galata Kulesi, varoluşu boyunca pek çok tarihi olaya ve değişime sahne olmuştur. Hapishane, yangın gözetleme kulesi, deniz feneri, gözlemevi ve yayın istasyonu olarak kullanıldı. Ayrıca 1638 yılında kuleden yapay kanatlarla İstanbul’un Asya yakasına uçtuğu iddia edilen Hezarfen Ahmed Çelebi’nin uçuşu gibi pek çok efsane ve hikayeye de ev sahipliği yapmıştır. Kule, birçok deprem, yangın, fırtına ve savaşlardan zarar görmüş, farklı hükümdarlar ve otoriteler tarafından defalarca restore edilip yenilenmiştir. Kulenin bugünkü görünümü, 1965-1967 yılları arasında yapılan ve 1875’ten bu yana eksik olan konik çatının da eklendiği restorasyon çalışmalarının sonucudur.

Galata Kulesi artık bir müze ve sergi alanının yanı sıra popüler bir turistik cazibe merkezi ve İstanbul’un sembolüdür. Kule, ziyaretçilerin Haliç, Boğaz, Ayasofya ve Sultanahmet Camii’ni görebileceği üst balkonundan şehrin panoramik manzarasını sunmaktadır. Kulenin alt katlarında ziyaretçilerin Türk mutfağı ve kültürünün tadını çıkarabilecekleri bir restoran ve kafe de bulunmaktadır. . Galata Kulesi, İstanbul’un tarihini, güzelliğini ve çeşitliliğini yaşamak isteyen herkesin mutlaka görmesi gereken bir destinasyondur.